T.C. Cumhurbaskanlari
 
Mustafa Kemal ATATÜRK 29
EKİM 1923 - 10 KASIM 1938 Ismet Inönü 11 KASIM 1938 - 22 MAYIS 1950 Celal Bayar 22 MAYIS 1950 - 27 MAYIS 1960 Cemal Gürsel 27 MAYIS 1960 - 28 MART 1966 Cevdet Sunay 28 MART 1966 - 28 MART 1973 Fahri Korotürk 6 NİSAN 1973 - 6 NİSAN 1980 Kenan Evren 9
Kasım 1982 - 9 Kasım 1989
Turgut Özal 9 KASIM 1989 - 17 NİSAN 1993 Süleyman Demirel 16 MAYIS 1993 - 16 MAYIS 2000 Ahmet Necdet Sezer 16 MAYIS 2000 - .....
------------------------------------------------------------------------
| Cumhurbaskani'nin görev ve yetkileri
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi'nin 101, 102, 103, 104, 105, ve 106.
maddelerinde belirtilmistir. |
|
|
|
A. Nitelikleri ve Tarafsızlığı
(Madde 101)
Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince
kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere
ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk Vatandaşları arasından
yedi yıllık bir süre için seçilir.
Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışından aday
gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle
mümkündür.
Bir kimse, iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez. Cumhurbaşkanı seçilenin,
varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği
sona erer. |
|
B. Seçimi (Madde 102)
Cumhurbaşkanı, Türkiye
Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli
oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen
toplantıya çağrılır. Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin dolmasından otuz
gün önce ya da Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından on gün sonra Cumhurbaşkanlığı
seçimine başlanır ve seçime başlama gününden başlayarak otuz gün içinde
sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk on günü içinde adayların Meclis Başkanlık
Divanı'na bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması
gerekir. En az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye
tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir.
Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı
seçilmiş olur. bu oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı
takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü
oylama yapılır. Bu oylamada da üye tam sayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı
seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir.
Seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan
Cumhurbaşkanı'nın görevi devam eder. |
|
C. Andiçmesi (Madde 103)
Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye
Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer :
"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın
ve Milletin bölünmez bütünlüğünü, Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini
koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke
ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, Milletin
huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan
haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma,
Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım
görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük
Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim."
|
|
D. Görev ve Yetkileri (Madde 104)
Cumhurbaşkanı Devletin
başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini
temsil eder; Anayasa'nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve
uyumlu çalışmasını gözetir.
Bu amaçlarla Anayasa'nın ilgili maddelerinde gösterilen koşullara uyarak
yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:
a) Yasama ile ilgili olanlar :
* Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nde açılış konuşmasını yapmak, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'ni gerektiğinde toplantıya çağırmak,
* Yasaları yayımlamak,
* Yasaları yeniden görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geri
göndermek,
* Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna
sunmak,
* Yasaların, kanun hükmündeki kararnamelerin,Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü'nün, tümünün ya da belirli kurallarının Anayasa'ya biçim ya da
esas yönünden aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi'nde iptal
davası açmak,
* Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,
b) Yürütme alanına ilişkin olanlar :
* Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,
* Başbakanın önerisi üzerine Bakanları atamak ve görevlerine son vermek,
* Gerekli gördüğünde Bakanlar Kurulu'na Başkanlık etmek ya da Bakanlar
Kurulu'nu Başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
* Yabancı devletlere Türk Devleti'nin temsilcilerini göndermek, Türkiye
Cumhuriyeti'ne gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
* Uluslararası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
* Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başkomutanlığını
temsil etmek,
* Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanılmasına karar vermek,
* Genelkurmay Başkanı'nı atamak,
* Milli Güvenlik Kurulu'nu toplantıya çağırmak,
* Milli Güvenlik Kurulu'na Başkanlık etmek,
* Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim ya da olağanüstü
hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
* Kararnameleri imzalamak,
* Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını
hafifletmek ya da kaldırmak,
* Devlet Denetleme Kurulu'nun üyelerini ve Başkanını atamak,
* Devlet Denetleme Kurulu'na inceleme, araştırma ve denetleme yaptırmak,
* Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,
* Üniversite rektörlerini seçmek,
c) Yargı ile ilgili olanlar:
Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte
birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini,
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
üyelerini seçmek.
Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri
ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
|
|
E. Sorumluluk ve sorumsuzluk hali (Madde
105)
Cumhurbaşkanı'nın, Anayasa ve diğer yasalarda
Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği
belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca
imzalanır. Bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur. Cumhurbaşkanı'nın
resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil,
yargı mercilerine başvurulamaz.
Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye
tamsayısının en az üçte birinin önerisi üzerine, üye tamsayısının en az
dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.
|
|
F. Cumhurbaşkanına Vekillik Etme (Madde
106)
Cumhurbaşkanı'nın hastalık ve yurt dışına
çıkma gibi nedenlerle geçici olarak görevinden ayrılması durumlarında,
görevine dönmesine kadar; ölüm, çekilme ya da başka bir nedenle Cumhurbaşkanlığı
makamının boşalması durumunda da yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığı'na vekillik eder ve Cumhurbaşkanı'na
ilişkin yetkileri kullanır.
|
------------------------------------------------------------------------
Mustafa Kemal ATATÜRK

GÖREV SÜRESİ
29
EKİM 1923
10 KASIM 1938
Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik'te doğdu.
İlköğrenimine, Annesi Zübeyde Hanım'ın isteği
üzerine Hafız Mehmet Efendi mahalle mektebinde başladı. Bir süre devam
ettiği bu okuldan babasının isteğiyle ayrıldı ve öğrenimini o günün
çağdaş eğitim anlayışını benimseyen Şemsi Efendi Mektebi'nde tamamladı.
Mustafa Kemal, askeri dehasını ve liderlik
yeteneğini geliştireceği askerî eğitimine, 1893 yılında Selânik Askerî
Rüştiyesi'nde başladı. 1896-1899 yıllarında Manastır Askerî Lisesi'ni,
1902 yılında teğmen rütbesiyle Kara Harp Okulu'nu, 1905 yılında ise
yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi'ni bitirdi.
1905-1907 yılları arasında Şam'daki, 5. Ordu'da
görev yapan Mustafa Kemal, 1907'de, bugün kıdemli yüzbaşı olarak
adlandırılan kolağası rütbesini aldı.
13 Nisan 1909'da, tarihimizde 31 Mart olayı olarak
bilinen ayaklanmanın bastırılmasında etkin rol oynayan Hareket
Ordusu'nda, Kurmay Başkanı olarak görev yapan Mustafa Kemal, 1910
yılında Picardie Manevraları'nda Türk Ordusu'nu temsil eden kurulda yer
aldı.
1911 yılında, İstanbul'da Genelkurmay
Başkanlığı'ndaki görevinin ardından, İtalyanların Trablusgarp'a
saldırısıyla başlayan savaşta, Tobruk ve Derne bölgelerinde gönüllü
yerel güçlerin başında bulundu. Aynı yılın 27 Mart'ında binbaşı oldu,
1912 yılının 6 Mart'ında ise Derne Komutanlığı'na getirildi.
1912'de Balkan Savaşı'nın başlamasıyla, İstanbul'a
geri dönerek, Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katılan
Mustafa Kemal, Dimetoka ve Edirne'nin geri alınmasında önemli rol
oynadı. 1913 yılında atandığı Sofya Ataşemiliterliği görevini
sürdürürken yarbaylığa yükseltildi.
1914 yılının Ekim ayında, Osmanlı İmparatorluğu'nun
İttifak Devletleri'nin yanında I. Dünya Savaşı'na katılmasıyla, 19.
Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi. İtilaf Devletleri'nin
tüm gücüyle yüklendiği Çanakkale'de eşsiz bir direnişin önderliğini
yapan, çarpışmanın yazgısını değiştiren ve "Çanakkale geçilmez"
dedirten yine Mustafa Kemal'di.
25 Nisan 1915'te, Arıburnu'na çıkan düşman
kuvvetlerinin yenilgiye uğratılmasının ardından, 1 Haziran 1915'te
albaylığa yükselen Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanı olarak
9-10 Ağustos'ta Anafartalar, 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II.
Anafartalar Zaferleriyle başarılarına yenilerini ekledi.
27 Ocak 1916'da karargâhı Edirne'de bulunan 16.
Kolordu'nun Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, kısa bir süre sonra,
16. Kolordu'nun, Doğu Cephesi'nin güçlendirilmesi amacıyla Diyarbakır'a
kaydırılması kararlaştırılınca, Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır'a
gönderildi ve rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi. Rus güçleriyle
savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı.
Mustafa Kemal, 2. Ordu Komutanlığı'na, sonra da
Halep'te Alman Generali Falkenheim komutasındaki Yıldırım Orduları
Grubu'nda, 7. Ordu'nun Komutanlığı'na atandı. 15 Aralık 1917'de Veliaht
Vahdettin ile birlikte Almanya'ya yapılan resmî ziyarete katılan
Mustafa Kemal, 15 Ağustos 1918'de yeniden 7. Ordu Komutanı olarak
Halep'e döndü. Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından bir gün
sonra, Mustafa Kemal'in, 31 Ekim 1918'de getirildiği Yıldırım Orduları
Komutanlığı görevi, bu Ordu'nun 13 Kasım 1918'de kaldırılması üzerine
sona erdi. O'nun artık görev yeri Harbiye Nezareti idi.
Mondros Ateşkesi, yurt topraklarının İtilaf
Devletleri'nce paylaşılmasını ve işgal edilmesini öngören, Osmanlı
İmparatorluğu'nun çöküş sürecini hızlandıran, koşulları ağır bir
antlaşma olarak tarihteki yerini aldı.
Ateşkes koşullarının yanı sıra, yöneticilerin yanlış
tutum ve davranışları sonucu ülkenin içine sürüklendiği durum, Mustafa
Kemal'in uzun yıllar boyunca zihninde yeşeren düşüncelerini harekete
geçirmesini ve Türk Ulusu'nu esenliğe kavuşturacak kararı almasını
sağladı.
Mustafa Kemal'in, "Ulusal egemenliğe dayanan,
kayıtsız, koşulsuz bağımsız yeni bir Türk Devleti kurma" kararını
alması ve bunu gerçekleştirecek koşulları oluşturmak amacıyla Samsun'a
hareketi, tarihin akışını değiştiren bir adımdır.
"19 Mayıs" Türk Ulusu ve kendi yaşamı içinde öyle
bir dönüm noktasıdır ki, Mustafa Kemal bu günü "doğum günü" olarak
nitelemiştir.
Mustafa Kemal'in, "Ben, Samsun'a çıktığım gün elimde
maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milletinin asaletinden
doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı.
İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk Milletine güvenerek işe başladım"
sözleri, O'nun kurtuluş yolunda, ulusal birliği gerçekleştirmek
düşüncesiyle çıktığı Anadolu yolculuğunda Türk Ulusu'na duyduğu güveni
ortaya koymaktadır.
Ulusal savaşımın bayrağını açmak için beklediği
fırsat, 9. Ordu Müfettişliğine getirilmesi ile karşısına çıktı ve 19
Mayıs 1919'da ulaştığı Samsun'da kısa bir süre kaldıktan sonra 28 Mayıs
1919'da gittiği Havza'da, tüm komutanlara, üst kademedeki yöneticilere
ve ulusal kuruluşlara gizli bir genelge yayımlayarak, işgal karşısında
bütünleşme çağrısında bulundu.
22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgede,
"Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır"
ilkesine yer vererek, Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı.
İngilizlerin baskısı sonucu müfettişlik görevinden alınmak istenmesi
üzerine, askerlikten ve resmî görevinden ayrılma kararı alan Mustafa
Kemal, 8 Temmuz 1919'da bir duyuruyla, tüm gücüyle Anadolu'nun
bağımsızlık savaşı için çalışacağını açıkladı.
23 Temmuz-7 Ağustos 1919 günlerinde, geleceğimizin
sağlam temeller üzerinde biçimlenmesinin yolunu açan Kurtuluş
Savaşı'nın temel ilke ve yöntemlerinin belirlendiği, Erzurum
Kongresi'ni topladı. Bölgesel konuları görüşmek için toplanan Kongre'de
ülkenin tümünü ilgilendiren önemli kararlar alınarak ulusal savaşımın
esas programı hazırlandı.
Mustafa Kemal 7 Ağustos 1919'da Kongre'nin kapanışı
nedeniyle Kongre heyetine yaptığı konuşmada, esaslı kararlar alındığını
ve dünyaya Ulusumuzun varlığı ve birliğinin gösterildiğini, tarihin bu
Kongre'yi ender ve büyük bir eser olarak kaydedeceğini söyleyerek,
toplantının önemini ortaya koydu.
4-11 Eylül 1919 günleri arasında toplanan ve
Ulusumuzun, birlik ve dayanışma içinde bağımsızlığından hiçbir koşulda
ödün vermeyeceğini dünyaya duyuran Kongre olma özelliği taşıyan Sivas
Kongresi'nde, manda yönetimi tümüyle reddedildi. Erzurum Kongresi
kararları genişletilerek, Misak-ı Millî görüşü yinelendi. Tüm ulusal
direniş örgütleri "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı
altında birleştirildi. Yurdumuzun tamamını temsil eden Heyeti
Temsiliye'nin başkanlığına seçildi.
20-22 Ekim 1919'da İstanbul'dan gelen Bahriye Nazırı
Salih Paşa'yla Amasya'da görüştü. Anadolu'da başlatılan ulusal
savaşımın İstanbul Hükûmeti tarafından tanınması yönünden büyük önem
taşıyan Amasya Protokolü imzalandı.
7 Kasım 1919'da, İstanbul'da toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclisi için Erzurum'dan milletvekili seçildi.
27 Aralık 1919'da, Heyeti Temsiliye üyeleriyle
birlikte geldiği Ankara, bu tarihten sonra Türk Ulusal Kurtuluş
Savaşı'nın önemli kararlarının alınarak, tüm Anadolu'ya yayıldığı
önemli bir merkez oldu.
İstanbul'un, 16 Mart 1920'de resmen işgal edilmesi
üzerine, Mustafa Kemal, bu hareketin haksız ve hükümsüz olduğunu
belirterek, kapanan Meclis'in Ankara'da açılacağını tüm dünyaya ilân
etti.
Mustafa Kemal, 19 Mart 1920'de yayınladığı bir
genelgeyle, ulusun yeniden seçeceği temsilcilerle kurulacak yeni
Meclis'in ulusun bağımsızlığını ve devletin kurtarılmasını sağlayacak
önlemleri alacağını ve uygulayacağını duyurdu. Bu genelgenin ardından
ülkenin her yerinde seçimler yapıldı ve Ankara'da toplanacak Millet
Meclisi'nin hazırlıkları tamamlandı.
Böylece ulusal istenci gerçekleştiren ilk Meclis 23
Nisan 1920'de Ankara'da toplandı ve Mustafa Kemal Meclis Başkanlığı'na
seçildi.
Bağımsızlık savaşımının askerî ve siyasî önderi ve
ileri görüşlü kişiliğiyle davanın beyni olan yüce önder, 11 Mayıs
1920'de İstanbul Hükûmeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.
Bir an önce kurulmasına büyük önem verdiği düzenli
ordu ilk başarısını, 11 Ocak 1921'de, I. İnönü, 31 Mart 1921'de de II.
İnönü zaferlerini kazanıp, Yunanlıların geri çekilmek zorunda
kalmasıyla elde etti.
Meclis'te uzun görüşmeler sonucu 20 Ocak 1921'de ilk anayasa olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Misak-ı Milli'ye ve
Anayasa'nın ilkelerine uygun biçimde çalışır duruma getirebilmek için,
10 Mayıs 1921'de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu'nu kurdu.
Grubun seçilerek göreve getirilen başkanı Mustafa Kemal'di.
5 Ağustos 1921'de, Mustafa Kemal'in, geniş yetkiler
verilerek üç ay süre ile Başkomutanlık görevine getirilmesini sağlayan
yasa kabul edildi. "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh
bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla
ıslanmadıkça, terk olunamaz." anlayışı ve direktifiyle 23 Ağustos-13
Eylül günleri arasında, 22 gün 22 gece süren çarpışmalardan sonra Yunan
Ordusu Sakarya Nehri'nin doğusunda tümüyle yenilgiye uğratıldı. Sakarya
Zaferi'nin ardından, TBMM'nin çıkardığı bir yasayla, savaştaki üstün
başarısından dolayı Yüce Önder Mustafa Kemal'e 19 Eylül 1921'de
"mareşallik" rütbesi ve "gazi" unvanı verildi.
26-30 Ağustos 1922 günleri arasında Mareşal Gazi
Mustafa Kemal komutasındaki Başkomutan Meydan Muharebesi, Türk
Ordusu'nun kesin zaferiyle sonuçlandı. Başkomutan'ın "Ordular ilk
hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emriyle Türk Ordusu, büyük bir moral ve
güç ile İzmir yönünde ilerledi. 9 Eylül 1922'de çekilen düşman
kuvvetlerinin İzmir'de yenilgiye uğratılmasıyla, 4 yıl süren Ulusal
Kurtuluş Savaşımı amacına ulaştı.
3 Ekim 1922'de imzalanan ve 11 Ekim 1922'de
yürürlüğe giren Mudanya Ateşkes Antlaşması ile savaş durumu sona erdi.
Barış Antlaşmasının koşullarını görüşmek üzere Lozan'da yapılacak
konferansa İtilaf Devletleri'nin İstanbul Hükûmeti'ni de çağırması
üzerine, 1 Kasım 1922'de TBMM'nce alınan "Milletin saltanat ve
hâkimiyet makamı yalnız ve ancak TBMM'dir" kararıyla saltanat
kaldırıldı.
Varlığından büyük güç aldığı annesi Zübeyde Hanım'ı
15 Ocak 1923'te kaybeden Gazi Mustafa Kemal, acısına karşın, Ulusuna
olan görev ve sorumluluklarını yerine getirmek için çalışmalarına ara
vermedi.
29 Ocak 1923'te Gazi Mustafa Kemal, Latife Uşaklıgil ile 5 Ağustos 1925'e kadar sürecek evliliğini yaptı.
17 Şubat 1923'te İzmir'de ilk Türkiye İktisat
Kongresi'nin açılışını yapan Gazi Mustafa Kemal, çağdaşlaşma yolunda,
iktisadî kalkınmanın gerekliliğini vurgulayarak, siyasî ve askerî
zaferlerin, ekonomik zaferlerle desteklenmeden, kısa süreli olacağına
dikkat çekti.
24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla,
Devletimizin uluslararası alanda siyasal, hukuksal, ekonomik ve
toplumsal ilişkileri yeniden düzenlendi. Yeni Türk Devleti'nin
varlığının, egemenliğinin ve bağımsızlığının tanınmasını sağlayan Lozan
Antlaşması ile Misak-ı Millî sınırları İtilaf Devletlerince resmen
kabul edildi.
Gazi Mustafa Kemal'in, "Lozan Antlaşması, Türk
milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla
tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastin yıkılışını ifade eden bir
vesikadır." sözleri, Lozan'ın tarihimizdeki yerini ve önemini gözler
önüne sermektedir.
13 Ağustos 1923'te, Gazi Mustafa Kemal, ikinci kez
TBMM Başkanlığı'na seçildi. 9 Eylül 1923'te, Cumhuriyet Halk Fırkası'nı
kurdu. TBMM'nin aldığı bir kararla yeni devletin başkenti, 13 Ekim
1923'te Ankara oldu.
Ulusal egemenlik esasının tam olarak ancak
cumhuriyet yönetimiyle olanaklı olacağını düşünen Gazi Mustafa Kemal,
27 Eylül 1923'de Neue Freie Presse muhabirine verdiği demeçte "Yeni
Türkiye Anayasasının ilk maddelerini sizlere tekrar edeceğim: Hakimiyet
Kayıtsız şartsız milletindir. Yürütme kudreti, yasama yetkisi milletin
tek ve gerçek temsilcisi olan mecliste toplanmıştır. Bu iki kelimeyi
bir kelimede anlatmak mümkündür: Cumhuriyet..." diyerek Cumhuriyet'in
kurulmasının yakın olduğu işaretini verdi.
Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkü'nde
yemeğe davet ettiği arkadaşlarına "Yarın Cumhuriyet'i ilân edeceğiz"
diyerek, kurtuluş sürecinde temelleri adım adım atılan ve ulusal
egemenliğe dayanan yeni yönetim biçimini yaşama geçirme zamanının
geldiğini ortaya koydu. O gece, İsmet İnönü ile birlikte bir yasa
tasarısı hazırladılar. 1921 Anayasa'sının 1. maddesinin sonuna "Türkiye
Devletinin hükûmet biçimi cumhuriyettir" cümlesini ekleyerek, ilgili
maddelerdeki gerekli değişiklikleri kaleme aldılar.
29 Ekim günü toplanan Halk Fırkası Genel Kurulu'nda
konuşan Mustafa Kemal, hükûmet krizi ve bunun çözümü için Anayasa'nın
1, 2, 4, 10, 11, 12. maddelerinin değiştirilmesini ve hükûmetin
şeklinin Cumhuriyet olmasını öngören teklifi sundu. Parti toplantısında
kabul edilmesinin ardından Anayasa Komisyonu'nda incelenen tasarı İsmet
İnönü'nün, ivedilikle görüşülmesi önerisi üzerine okundu ve ivedilikle
görüşüldü: Meclis 29 Ekim 1923 günü saat 20.30'da Cumhuriyet'i ilân
etti.
Ardından Cumhurbaşkanı seçimi için oylama yapıldı ve sonucu İsmet Paşa Meclis'e şöyle bildirdi.
"Türkiye Cumhuriyeti Başkanlığı için yapılan
oylamaya 158 kişi katılmış ve cumhurbaşkanlığına, 158 üye oybirliği ile
Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Hazretleri'ni seçmişlerdir."
Atatürk'ün "Türk Mileti'nin karakter ve adetlerine
en uygun idare cumhuriyet idaresidir" dediği Cumhuriyet'in kuruluşu tüm
yurtta coşkuyla karşılandı.
Kazandığı zaferleri, "daha büyük gayelere ulaşmak
için gerekli vasıta" olarak niteleyen Gazi Mustafa Kemal, başarılarının
ardından devlet yapısında ve toplum yönetiminde büyük reformların
yapılmasına öncülük etmesinin yanı sıra, çağdaş yaşam anlayışının
temellerini de attı.
Bu yaklaşımla ilk olarak, 3 Mart 1924'te
Cumhuriyet'in çağdaş yönetim anlayışıyla örtüşmeyen Halifelik ile
Şer'iye ve Evkaf Vekâleti kaldırıldı. Böylece lâik hukuk sistemine
geçiş sürecinde önemli bir adım atılmış oldu.
3 Mart 1924'te Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul
edilmesiyle, her kademedeki okullarda eğitim birliği sağlandı.
Medreseler kapatılarak, ulusal, lâik ve çağdaş eğitim kurumlarıyla
Türkiye Cumhuriyeti gelişimini sürdürdü.
Art arda yaşama geçirilen devrimlerin Devletin
siyasal ve toplumsal düzeninde gerçekleştirdiği köklü değişikliklere
bağlı olarak, 20 Nisan 1924 günü Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci
anayasası kabul edildi.
Köylüyü Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi olarak
niteleyen ve tarım ile sanayinin birarada gelişiminin istikrarlı ve
planlı kalkınmanın temeli olduğuna inanan Gazi Mustafa Kemal, modern
tarıma öncülük etmek amacıyla 1925 yılında Atatürk Orman Çiftliğini
kurdu.
Gazi Mustafa Kemal, 24 Ağustos 1925'te, Kastamonu'ya
yaptığı gezide şapka giyerek, bu çağdaş simgeyi Ulusuna tanıttı. 25
Kasım 1925'te, Ulus'un içinde bulunduğu büyük değişim ve dönüşüm
sürecinin uzantısı olarak Şapka Yasası kabul edildi.
30 Kasım 1925'te tekke ve za'viyeler ile türbeler
kapatıldı ve türbedarlıklar ile birtakım unvanların kaldırılmasına dair
Yasa kabul edildi.
Batı dünyasıyla kurulan ilişkilerde, takvim ve zaman
ölçülerinin farklılığından kaynaklanan sorunlar, 26 Aralık 1925'te
milâdî takvim ve 24 saat esasına geçilmesiyle aşıldı. 26 Mart 1931
gününde kabul edilen Yasa'yla metre ve kilogram gibi çağdaş uzunluk ve
ağırlık sistemlerinde uluslararası standarda ulaşıldı.
17 Şubat 1926'da, Mecelle ve Şer'i Hukuk yerine Türk
Medenî Kanunu kabul edildi. Kadınlarımızın yasalar önünde erkeklerle
eşit haklara sahip olması, çok eşliliğin yasaklanması, medenî nikâh
zorunluluğunun getirilmesi, mahkeme yoluyla boşanma gibi değişiklikler,
Türk toplumunu çağdaş hukuk anlayışı ve yaşam biçimi ile tanıştırdı.
Türk kadını 1930'da belediye, 5 Aralık 1934'te de milletvekili
seçimlerinde seçme ve seçilme haklarını elde etti.
1926 Haziranı'nda Gazi Mustafa Kemal'e İzmir'de
düzenlenmesi tasarlanan suikast girişimi önceden haber alınarak önlendi
ve düzenleyicileri tutuklandı. Yüce önder bu girişimi, Anadolu
Ajansı'na, "Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacaktır" sözüyle değerlendirdi.
30 Haziran 1927'de askerlikten emekli oldu.
Toplumların hafızasının canlı tutulmasının, ulusal
birliğimiz ve aydınlık geleceğimiz için taşıdığı önemin bilinciyle,
Samsun'a çıktığı andan başlayarak, Kurtuluş Savaşı'nın tüm evrelerini,
Cumhuriyet'in kuruluşunu ve devrimlerini, sorumlu devlet adamı
kişiliğiyle Büyük Nutuk adlı yapıtında topladı. 15 Ekim 1927'deki
Cumhuriyet Halk Fırkası'nın İkinci Kurultayı'nda "Büyük Nutuk"u okudu.
Büyük Nutuk'un sonunda, Türkiye Cumhuriyeti'ni, her zaman güvendiği
Türk gençliğine emanet etti.
1 Kasım 1927'de ikinci kez Cumhurbaşkanlığı'na seçildi.
10 Nisan 1928'de, 1924 Anayasası'ndan "Türkiye
Devleti'nin dini İslâmdır" hükmü çıkarıldı. 1937 yılında ise,
Türkiye'nin lâik bir devlet olduğu ilkesi Anayasa'ya kondu.
24 Mayıs 1928'de, uluslararası rakamlar, 1 Kasım
1928'de de yeni Türk harfleri kabul edildi. O Ulusu'nun
"Başöğretmeni"ydi ve yeni harfleri, çıktığı gezilerde yurttaşlarına
tanıtma görevini üstlendi.
4 Mayıs 1931'de üçüncü kez Cumhurbaşkanlığı'na seçildi.
Türk Ulusu'nun büyüklüğüne inanan Gazi Mustafa
Kemal, onun çağdaş uluslar arasında yer alabilmesi için önce tarihini
bilmesi ve geçmiş birikimlerini ilk kaynaklardan kendisinin araştırarak
öğrenmesi gerektiğine inanıyordu. Bu anlayışın uzantısı olarak
çıkarılan yönergeyle, 12 Nisan 1931'de Türk Tarih Kurumu kuruldu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinin kültür olduğunu
belirten Ulu Önder, Türk dilinin güzelliğini ve zenginliğini ortaya
çıkarmak ve onu gerçek değerine eriştirmek amacıyla, 12 Temmuz 1932'de
Türk Dil Kurumu'nun kurulmasını sağladı.
26 Haziran 1934'te çıkarılan Soyadı Yasası ile TBMM tarafından Türk Ulusu'nun Yüce Önderine "Atatürk" soyadı verildi.
1 Mart'ta, 1935'te dördüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi. Aynı yıl Cuma günleri yapılan hafta tatili Pazar olarak değiştirildi.
5 Şubat 1937'de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin
dayandığı temelleri oluşturan cumhuriyetçilik, milliyetçilik,
halkçılık, devletçilik, lâiklik, devrimcilik ilkeleri Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'nda değişmez ve değiştirilmez yerini aldı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin izlediği barışçı politikayı,
"Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözleriyle özetleyen Atatürk, bölgede
barışın sağlanıp korunmasına büyük önem verdi. 1932'de Milletler
Cemiyeti'ne giren Türkiye, 1934'te Balkan, 1937'de de Sadabad
paktlarını imzaladı. 20 Temmuz 1936'daki Montreux Anlaşması'yla,
Boğazlar Komisyonu kaldırılarak, yetkisi Türkiye'ye verildi.
Atatürk'ün çözümü için büyük uğraş verdiği
konulardan biri de Hatay sorunu oldu. 2 Eylül 1938'de Hatay'da bir Türk
Cumhuriyeti kuruldu. Hatay Millet Meclisi 29 Haziran 1939 gününde
oybirliğiyle aldığı kararla Türkiye Cumhuriyeti'ne katıldı. 7 Temmuz
1939 gününde çıkarılan bir yasa ile de Hatay ili kuruldu ve anavatana
katılma işlemi kesinleştirildi.
Yoğun çalışmalar sonucu sağlık durumunun gittikçe
bozulması üzerine hastalığıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı
tarafından ilk resmî bildiri, 31 Mart 1938'de yayımlandı.
15 Eylül 1938'de vasiyetini hazırlattı. Sağlık
durumuna ilişkin raporların yayımlanmasına, 16 Ekim 1938'de başlandı.
10 Kasım 1938'de Dolmabahçe Sarayı'nda saat 09.05'te, ardında gözü
yaşlı bir ulus bırakarak son nefesini verdi.
Tarihe malolmuş saygın kişiliğiyle, insanlığın
yetiştirdiği unutulmaz liderler arasındaki yerini alan Atatürk'ün ölümü
yalnız Türk Ulusu'nu değil, tüm dünyayı derinden üzdü.
Naaşı 21 Kasım günü geçici istirahatgâhı Etnografya
Müzesi'ndeki katafalka yerleştirildi. Cenaze törenine tüm dünyadan özel
temsilciler katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi, ölümünden bir yıl sonra
olağanüstü kurultayında, büyük kurucusunun "Ebedî Şef" olarak sonsuza
dek yaşatılmasını kararlaştırdı.
Ölümünün 15. yılında, 10 Kasım 1953'te, naaşı büyük bir törenle Anıtkabir'deki ebedi istirahatgâhına defnedildi.
Eşsiz lider, komutan, devrimci, siyaset ve devlet
adamı olarak tüm insanlık için esin kaynağı olan Atatürk, doğumunun
100. yılında Türkiye'de ve dünyada törenlerle anıldı. UNESCO'nun aynı
yılı Atatürk Yılı olarak ilan etmesi Ulusumuz için övünç kaynağı ve
Yüce Önder'in saygın kişiliğine yakışan bir davranış oldu.
Sömürge halklarına, bağımsızlıklarını kazanmaları
savaşımında yol gösteren; tüm İslâm dünyasında ise, lâikliğin ilk kez
başarıyla yaşama geçirilmesinde Türkiye'nin model olmasını sağlayan
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, eserleri ve düşünceleriyle, Türk Ulusu'nun
ve başka ulusların geleceğine ışık tutmayı sürdürmektedir. ------------------------------------------------------------------------
Ismet Inönü

GÖREV SÜRESİ
11 KASIM 1938
22 MAYIS 1950
1884
yılında İzmir'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas'ta tamamladı.
Bir yıl Sivas'ta Mülkiye İdadisi'nde okuduktan sonra, 1897 yılında
İstanbul'daki Mühendishane İdadisi'ne gitti. 1901'de Mühendishane-i
Berri-i Hümayun'a (topçu okulu) giren İsmet İnönü, bu okulu 1903'te
topçu teğmeni olarak bitirdi. 1906'da Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni
birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne'deki 2.
Ordu'nun 8. Alay'ında bölük komutanlığına atandı.
1908'de kolağası oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak
bilinen ayaklanmayı Selanik'ten gelerek bastıran Hareket Ordusu'nda
görev aldı.
1910-1913 yılları arasında Yemen İsyanı'nın bastırılması harekâtına
katıldı. Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve
asilerle yapılan anlaşmalarda başarılı hizmetleri ve meslekî özellikleriyle
dikkati çekti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde
Kolordu Komutanı olarak Atatürk'le birlikte çalıştı ve yıllardır
süren dostlukları ile devletin geleceği hakkında ortak fikirleri
gelişti. Suriye Cephesi'nde savaştı; Millî Mücadele sırasında
Atatürk'ün en yakın silâh arkadaşı olarak çalıştı.
23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Edirne
milletvekili olarak katılan İsmet Bey, 3 Mayıs'ta İcra Vekilleri
Heyeti'nde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili oldu.
Albay İsmet Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Garp
Cephesi Komutanlığı görevine getirildi. Kuruluş aşamasındaki düzenli
ordu ile Çerkes Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında
etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921'de I. ve II. İnönü savaşlarında
Yunan ilerlemesini durdurdu.
İnönü zaferleri, Ulusal Ordu'ya güven duyulmasını sağladı, Ulusal
Kurtuluş Hareketini yürütenlere moral ve güç verdi.
Birinci İnönü Savaşı sonunda tuğgeneral rütbesine yükseldi.
Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz'dan sonra kazanılan zafer
üzerine Mudanya Ateşkes toplantısında Büyük Millet Meclisi'ni
temsil etti. Lozan Barış Konferansı'na Dışişleri Bakanı ve Türk
heyeti başkanı olarak katıldı.
Görüşmeler sırasında Ulusumuzun çıkarlarını titizlikle savunan
ve koruyan İsmet İnönü, 24 Temmuz 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin
bağımsızlığının ve egemenliğinin tanınmasını sağlayan Lozan Antlaşması'nı
imzaladı.
Cumhuriyetin ilânından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükûmette
Başbakan olarak görev aldı, aynı zamanda Halk Fırkası Genel Başkan
Vekilliği'ni üstlendi. 1934'te Soyadı Yasası çıktığında Atatürk'ün
verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, Başbakanlık görevini 1924-1937
yılları arasında da sürdürdü.
İnönü, Atatürk devrimlerinin gerçekleştirilmesinde ve Türkiye
Cumhuriyeti'nin sağlam temeller üzerine oturtulmasında Atatürk'ün
en yakın çalışma arkadaşıydı.
Atatürk'ün ölümünden sonra 1938 yılında, Türkiye Büyük Millet
Meclisi tarafından Türkiye'nin ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi.
Cumhurbaşkanlığı'nın yanı sıra CHP Genel Başkanlığı'na da getirildi.
CHP'nin 26 Aralık 1938'de toplanan I. Olağanüstü Kurultay'ında
partinin "değişmez genel başkan"ı seçildi. Ayrıca kendisine "Milli
Şef" sıfatı verildi.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'yi savaş felâketinin dışında
tutmayı başardı. Savaştan sonra çok partili siyasî rejime geçilmesinde
en büyük destek oldu.
1950 genel seçimlerinden sonra CHP iktidarı Demokrat Parti'ye
bırakırken, İsmet İnönü de Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı ve 1960
yılına kadar Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olarak siyasî
yaşamını sürdürdü. 27 Mayıs harekâtından sonra Kurucu Meclis üyeliğine
seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde Başbakanlığa atandı.
1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak
siyasî yaşamını sürdürdü. 1972'de Parti Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden
istifa ederek, 25 Aralık 1973'de ölünceye kadar Anayasa gereğince
Cumhuriyet Senatosu tabiî üyeliği görevinde bulundu.
1916 yılında Mevhibe Hanım'la evlenen İsmet İnönü üç çocuk babasıydı.
------------------------------------------------------------------------
Celal Bayar

GÖREV SÜRESİ
22 MAYIS 1950
27 MAYIS 1960
1883 yılında Bursa'nın Gemlik ilçesinin Umurbey
köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimden sonra memuriyet yaşamına atıldı.
Adalet, reji ve bankacılık alanında memuriyet görevlerinde bulundu.
1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilânından sonra İttihat ve Terakki
çalışmalarına katıldı. Bu cemiyetin İzmir Şubesi Genel Sekreterliğini
yaptı.
12 Ocak 1920'de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne
Saruhan Sancağı Milletvekili olarak katıldı. Millî Mücadele'nin
başlaması ile birlikte Anadolu'ya geçerek bu hareketteki yerini aldı.
Millî Mücadele sırasında Batı Anadolu'da etkinlik gösterdi.
Aynı zamanda Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Bursa Milletvekili olarak
görev aldı. 1921'de İktisat Bakanı oldu.
Lozan Barış Konferansı'na danışman göreviyle katıldı. 1923
seçimlerinden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi'ne İzmir Milletvekili
olarak girdi.
1924 yılında İş Bankası'nın kurulmasında önemli rol oynadı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki savaşım çabalarında politikacı ve
iktisatçı kimliği ile parladı. 1937-1939 yılları arasında Başbakanlık
yaptı. Daha sonra siyasî yaşamını İzmir Milletvekili olarak sürdürdü.
Çok partili siyasî yaşama geçilmesi üzerine 1946 yılında
arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti'yi kurdu ve başkanlığına
getirildi. Partisinin 1950 seçimlerini kazanmasından sonra aynı yıl
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce Türkiye'nin üçüncü Cumhurbaşkanı
seçildi. (22 Mayıs 1950)
10 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevden 27 Mayıs harekâtı ile 1960 yılında uzaklaştırıldı.
Yassıada Mahkemesi tarafından idama mahkum edildi. (15 Eylül 1961)
Cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada'dan Kayseri
Bölge Cezaevi'ne nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964'de rahatsızlığı
nedeniyle serbest bırakıldı.
1903 yılında Reşide Hanım'la evlenen ve üç çocuğu olan Celal Bayar, 22 Ağustos 1986 gününde İstanbul'da vefat etti.
------------------------------------------------------------------------
Cemal Gürsel 
GÖREV SÜRESİ
27 MAYIS 1960
28 MART 1966
1895 yılında Erzurum'da doğdu. İlk öğrenimini Ordu
ilinde yaptı. Daha sonra öğrenimini Erzincan ve İstanbul'da askerî
öğrenci olarak sürdürdü.
1915-1917 yıllarında Topçu Subayı olarak Çanakkale Savaşlarına katıldı. Filistin ve Suriye cephesinde görev aldı.
Türk Kurtuluş Savaşı'nın Batı cephesindeki bütün savaşlarına katıldı. 1929 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi.
1946 yılından başlayarak Orgenerallik rütbesi dahil çeşitli
general rütbelerinde hizmet yaptı. 1958 yılında Kara Kuvvetleri
Komutanlığı'na atandı. Bütün bu görevleri sırasında meslekî bilgi ve
karakteri ile ordunun ve halkın sevgisini ve güvenini kazandı.
27 Mayıs 1960 gününde gerçekleştirilen askeri müdahalenin
lideri olarak kabul edildi. Yeniden demokratik düzene dönülmesinde ve
1961 Anayasası'nın hazırlanmasında önemli rol oynadı. Halk oyuna
sunulan ve kabul edilen bu Anayasa gereğince, 10 Ekim 1961'de yapılan
seçimlerden sonra oluşturulan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından
Türkiye'nin dördüncü Cumhurbaşkanı olarak seçildi. 1966 yılında
başlayan rahatsızlığının sürmesi ve görevini engellemesi üzerine,
Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdi.
1927 yılında Melahat Hanım'la evlenen ve bir çocuğu olan Cemal Gürsel, 14 Eylül 1966 gününde vefat etti.
------------------------------------------------------------------------
Cevdet Sunay

GÖREV SÜRESİ
28 MART 1966
28 MART 1973
1899 yılında Trabzon'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Erzurum, Kerkük, Edirne ve Kuleli Askerî Lisesi'nde yaptı.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1917 yılında subay adayı olarak eğitim kampına katıldı. Aynı yıl Filistin cephesinde görev aldı.
1918 yılında Mısır'da İngilizlere esir düştü. Esaretten
döndükten sonra, Kurtuluş Savaşı'na katılarak, Güney cephesinde görev
aldı. Sonradan Batı cephesinde görevini sürdürdü.
1927 yılında Harp Okulu öğrenimini tamamladı. 1930 yılında
Harp Akademisi'ni bitirdi. Silahlı Kuvvetlerde çeşitli görevler alarak
1949'dan sonra Generallik rütbelerinde hizmet verdi. 1960 yılında
Genelkurmay Başkanlığı görevine atandı.
1966 yılında, bu görevinden ayrılarak Cumhurbaşkanlığı
kontenjan senatörlüğüne seçildi. Cemal Gürsel'in rahatsızlığı sebebiyle
görevden ayrılması üzerine, 28 Mart 1966'da Türkiye Büyük Millet
Meclisi tarafından Türkiye'nin beşinci Cumhurbaşkanı seçildi. Yedi
yıllık görev süresini tamamladıktan sonra 1973 yılında
Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı.
1929 yılında Atıfet Hanım'la evlenen ve üç çocuğu olan Cevdet Sunay 22 Mayıs 1982 gününde vefat etti.
------------------------------------------------------------------------
Fahri Korotürk 
GÖREV SÜRESİ
6 NİSAN 1973 6 NİSAN 1980
1903 yılında İstanbul'da doğdu. 1916 yılında Bahriye
Mektebi'ne girdi. 1923 yılında Deniz Harp Okulu'nu, 1933 yılında Deniz
Harp Akademisi'ni bitirdi. Deniz Kuvvetleri'nin çeşitli kademelerinde
görev aldı. Roma, Berlin ve Stokholm'de Deniz Ataşesi olarak hizmet
verdi.
1936'da Montreux Boğazlar Konferansı'na askerî uzman olarak
katıldı. 1950 yılında Amiralliğe yükseldi. Oramiralliğe kadar çeşitli
rütbelerde komuta görevleri yaptı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı
görevinden 1960 yılında emekli olduktan sonra Moskova Büyükelçiliğine
atanmıştır.
1968 yılında Cumhuriyet Senatosu Üyesi oldu.
1973 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce Türkiye Cumhuriyeti'nin altıncı Cumhurbaşkanı seçildi.
1980 yılında, yedi yıllık hizmet süresi tamamlandığından Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı.
1944 yılında Emel Hanım'la evlenen ve üç çocuğu olan Fahri Korutürk, 12 Ekim 1987 gününde vefat etti.
------------------------------------------------------------------------
Kenan Evren

GÖREV SÜRESİ
12
Eylül 1980-8 Kasım 1982 |
DEVLET BAŞKANI |
9
Kasım 1982-9 Kasım 1989 |
CUMHURBAŞKANI
|
1918 yılında Manisa ilinin Alaşehir ilçesinde
doğdu. İlk ve orta öğrenimini Alaşehir, Manisa, Balıkesir ve İstanbul'da
sürdürdü ve Maltepe Askerî Lisesi'ni bitirdi.
1938 yılında Kara Harp Okulu'nu, 1949 yılında Harp Akademisi'ni
bitirdi. Topçu subayı ve Kurmay subay olarak Silahlı Kuvvetler'in
çeşitli kademelerinde görev yaptı.
Dokuzuncu Kore Türk Tugayı'nda, önce Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü,
sonra Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu. Tuğgeneralliğe yükseldiği
30 Ağustos 1964 gününden başlayarak, Silahlı Kuvvetler'in bütün
komuta kademelerinde ve üst rütbelerde görevini sürdürerek, Ordu
Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan sonra, 7 Mart
1978'de Genelkurmay Başkanlığı'na atandı. Bu görevi sırasında,
12 Eylül 1980'de yapılan askeri müdahale ile, diğer görevleri
yanında Devlet Başkanlığı görevini de üstlendi.
7 Kasım 1982'de halk oyuna sunulan ve kabul olunan Anayasa ile,
Türkiye'nin yedinci Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. 9 Kasım
1989 gününde, görev süresini tamamlayarak Cumhurbaşkanlığı'ndan
ayrıldı.
1944 yılında Sekine Hanım'la evlenen Kenan Evren üç çocuk babasıdır.
------------------------------------------------------------------------
Turgut Özal

GÖREV SÜRESİ
9 KASIM 1989 17 NİSAN 1993
1927 yılında Malatya'da doğdu. 1950 yılında İstanbul
Teknik Üniversitesi'ni Elektrik Mühendisi olarak bitirdi. 1952 yılında
A.B.D'ne giderek ekonomi tahsili gördü. Türkiye'ye döndükten sonra
Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdür Yardımcılığı'na atandı.
1961-1962 yıllarında askerlik hizmetini, Milli Savunma
Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu üyesi olarak yaptı ve Devlet Planlama
Teşkilatı'nın kurulmasına katkıda bulundu. Bu sırada, Ortadoğu Teknik
Üniversitesi'nde ders verdi.
Bir süre Başbakanlık Teknik Uzmanlar Kurulu Üyesi olarak
çalıştı ve 1967-1971 yıllarında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı
görevini yürüttü. Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Para ve Kredi Kurulu,
RCD Koordinasyon Kurulu ve AET Koordinasyon Kurulu başkanlıklarında
bulundu.
1971-1973 yıllarında Dünya Bankası'nda danışman olarak görev
yaptı. Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli sınai kuruluşlarında çalıştı
ve 1979 yılı sonlarına doğru Başbakanlık Müsteşarı olarak atandı. Aynı
dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini de vekaleten
yürüttü.
12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra kurulan Hükümete ekonomik
işlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak atandı. 1982 yılında bu
görevinden istifa etti. 1983 yılında Anavatan Partisi'ni kurdu ve aynı
yıl yapılan genel seçimlerde partisinin birinci gelmesi üzerine
hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve böylece Türkiye'nin 19. Başbakanı
oldu. 1987 seçimleri sonrasında tekrar hükümet kurdu ve başbakan olarak
görev yaptı.
31 Ekim 1989'da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından
Türkiye Cumhuriyeti'nin sekizinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9
Kasım 1989 gününde bu görevine başladı.
17 Nisan 1993 gününde geçirdiği bir rahatsızlık sonucu görevi sırasında vefat etti.
1954'de Semra Hanım'la evlenen Turgut Özal'ın üç çocuğu bulunuyordu.
------------------------------------------------------------------------
Süleyman Demirel

GÖREV SÜRESİ
16 MAYIS 1993 16 MAYIS 2000
1 Kasım 1924'te Isparta'nın Atabey ilçesine bağlı
İslamköy'de doğdu. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi
Isparta ve Afyon'da bitirdi. Şubat 1949'da İstanbul Teknik Üniversitesi
İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı yıl Elektrik İşleri Etüd
İdaresi'nde göreve başladı.
1948 yılında Nazmiye Hanım'la evlendi.
1954 yılında Barajlar Dairesi Başkanlığı'na, 1955 yılında da
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne atandı. 1962-1964 yıllarında
serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı.
Siyasî yaşamına, 1962 yılında, Adalet Partisi Genel İdare
Kurulu üyeliği ile başladı. 28 Kasım 1964'de bu Partiye Genel Başkan
seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965
aylarında görev yapan koalisyon hükûmetinde Başbakan Yardımcısı olarak
görev aldı.
10 Ekim 1965 genel seçimlerinde Isparta Milletvekili olarak
Parlamento'ya girdi ve seçimlerde Adalet Partisi'nin tek başına iktidar
olması üzerine Türkiye'nin 12. Başbakanı olarak Hükümeti kurdu.
Süleyman Demirel, 4 yıl süren bu Hükümet'ten sonra 1969, 1970, 1975,
1977 ve 1979 yıllarında 5 kez daha hükümet kurdu.
12 Eylül 1980 harekâtı üzerine görevden uzaklaştırıldı ve yedi
yıl yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 6 Eylül 1987'de yapılan halk
oylaması ile yasaklar kaldırıldı ve 24 Eylül 1987'de, Doğru Yol Partisi
Genel Başkanlığı'na seçildi. 29 Kasım 1987'de yapılan genel seçimlerde
Isparta Milletvekili olarak yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne
girdi. 20 Ekim 1991'de yapılan genel seçimler sonrasında, Doğru Yol
Partisi ile Sosyaldemokrat Halkçı Parti'nin oluşturduğu 49. Hükümet'te
Başbakan olarak görev aldı.
16 Mayıs 1993'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından
Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. 16 Mayıs 2000 gününde
görev süresini tamamlayarak Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı.
------------------------------------------------------------------------
Ahmet Necdet Sezer
GÖREV SÜRESİ
16 MAYIS 2000 ../../....
13 Eylül 1941'de Afyon'da doğdu. 1958 yılında Afyon
Lisesi'ni, 1962'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Aynı
yıl Ankara Hâkim adayı olarak göreve başladı. Askerliğini Kara Harp
Okulu'nda Yedek Subay olarak yaptı. Sırasıyla, Dicle ve Yerköy
Hâkimlikleri ve Yargıtay Tetkik Hâkimliği görevlerinde bulundu. Medeni
Hukuk alanında 1977-1978'de Ankara Hukuk Fakültesi'nde yüksek lisans
(master) öğrenimi yaptı. 7 Mart 1983'de Yargıtay üyeliğine seçildi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Üyesi iken Yargıtay Genel Kurulu'nca
belirlenen üç aday arasından Cumhurbaşkanı'nca 27 Eylül 1988 gününde
Anayasa Mahkemesi asıl üyeliğine, Anayasa Mahkemesi Kurulu'nca da 6
Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na seçildi.
5 Mayıs 2000 gününde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından
Türkiye'nin onuncu Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 16 Mayıs 2000
gününde görevine başladı.
1964 yılında Semra Hanım'la evlenen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer üç çocuk babasıdır.
Ilginize Tesekkür ederim.
|